- M.Ö Sakız Adası Amforaları -

" VE İNANILMAZ FORM DEĞİŞİMLERİ"

 
 
Bir koleksiyoneri baştan çıkartan en dayanılmaz şey nedir bilirmisiniz?
Tabi nereden bileceksiniz ki...

'Bu azapları çeken bir koleksinoyer olarak' işte ben sizlere açıklıyorum.
Henüz elde edemediğin, senin olmayan bir parça, en şuh, en çekici, en kışkırtıcı olanıdır. Hiç kuşkunuz olmasın masum koleksiyonerlik ile Kazanova'nın malum' koleksiyonerliği arasında bence hiçbir fark yoktur.

Çünkü iki aşkta da, inanılmaz bir ihtiras, heyecan, dokunma, tanıma ve sahip olma duygusu vardır. (İnşallah bu sayıyı karım okumaz) ve her iki aşkta doyumsuz ve manyakçadır. Şimdi biriniz bana diyebilir ki, haremindeki pardon envanterindeki yüzlerce Amforadan hiç mi özel bir güzel'in olmadı. Olmazmı hiç, oldu tabiki. Aslında lafı başından beri buraya getirmek istiyordum, sırası ancak geldi. Bunların içerisinde bir tanesi var ki, ona hala doyamadım ve onu ilk günkü gibi seviyorum.

Sultan Süleyman'ın 'yüzlerce cariyesi içinde' Hürrem'i ne ise benim gözdemde o'dur. (Evet evet bu sayıyı kesinlikle karımdan saklayacağım) Ve bu satırların yazarı, belki inanmayacaksınız ama en güzel aşk şiirini (Bir derinlik sarhoşluğunda) onun kuğu boynu ve selvi boyu için yazmıştır. Ve bu şiir, M.Ö. 4. yy ait bir Sakız Amforası için yazılmıştır. (Bknz. 5. fotoğraf 4.yy. Amforaları)
     


M.Ö. 4.yy Khios Amforası

  Bildiğiniz gibi Sakız Adası İzmir'in Çeşme ilçesi karşısındadır. Ve bize de hayli yakındır. Kuzey doğusundaki Pasas Adasıyla birlikte 904 km2 olup Homeros'un yaşadığı yerlerden biri sayılır.

Antik çağın önemli bir İyonya sitesi ve kenti sayılan ada aynı zamanda reçineden yaptığı özel bir sakızla ve de esir pazarıyla tanınırdı. İ.Ö. 546 da Pers egemenliğine giren ada yaklaşık 50-60 yıl sonra İyonya ayaklanmasına katılıp Attika-Delos birliğine girmiştir.

Tarih boyunca adanın en önemli özelliği ise Sakız Amforalarıyla, tüm dünyaya ihraç ettiği Sakız şaraplarıdır. Ve ben iz süren bir koleksiyoner olarak biliyor ve ilk kez açıklıyorum ki Sakız, ihracatını en büyük bölümünü Karadeniz'de Romanya ve Tuna üzerinden Avrupa'ya, Kırım üzerinden de Rusya'ya yapmaktaydı.

Amfora formları konusunda tutucu davranan tüm adalılara inat Sakız Adası Amfora formlarını en fazla değiştiren Ada olarak ta bilinir. Bu gereksinimin Dünya pazarlarında çok tutulan şaraplarını korumaya yönelik 'Siyasi ve Ticari' mutlaka önemli bir nedeni olsa gerektir.

Sn. Ersin Doğer 'Antik çağda Amforalar' adlı kitabında (1990-Sayfa 82-83) bu ada ilgili şu bilgileri vermektedir.
     
Khios Adası antik dönemin en istikrarlı şarap üreticisi olarak bilinir, efsanelere göre adadaki bağcılık ve sarap kültürü, şarap ve bağcılık tanrısı Dionysos'un oğlu Oinopion'a bağlanmaktadır.

Komedi yazarı Hermippos, ada şaraplarının kalitesini 'erişilmez' olarak tanımlar.
Ayrıca siyah şarabında ilk kez burada üretildiği söylenir. Bağcılığın ve şarap üretiminin bu adanın ekonomisindeki önemi, sikkelerindeki Amfora tasvirlerinde de anlaşılmaktadır.

M.Ö. 7 yy. son çeyreğinden M.S. 2-3. yy. lara kadar yaklaşık 1000 yıl boyunca ticari Amfora üreten Khios'un tüketici pazarlarında kolayca tanınan Amforaları, Fas'tan Karadeniz kıyılarına kadar çok geniş bir bölgeye yayılmıştı.

Tümünde olmasa bile, bazılarının iç çeperlerinde reçine izlerine rastlanan bu Amforaların Rodos ve Knidos Amforalarına nazaran sayısal azlığı, şarabının çok pahalı ve lüks bir tüketim malı olduğunu gösterir.
 


Foto 1
Mustafa Aydemir Koleksiyonu

     
Bu nedenle Khios şarabı, daha az varlıklı insanlarda satın alabilsinler diye Amforaların yanında küçük boyutlu 'Laginos' adı verilen tek kulplu kaplar içinde de satılmıştır.
Bu kapların üzerinde Khios un resmi mühürleri de görülmektedir.
Şimdide benim koleksiyonumdaki Sakız Amforalarına yine genel kabul gören tarih sıralamalarıyla yakından bir göz atalım bakalım.
     


Foto 2
Mustafa Aydemir Koleksiyonu

  1. M.Ö. 7-6 yy. Boyalı Amforası
2. FOTOĞRAF'taki Amforalar M.Ö. 550-500 yıllarında üretilen Tip-2, ile 530-490 yıllarında üretilen Tip-3-A, Amforalarına aittir. Tip-1 Amforası ise Tip-2'nin 50-100 yıl önce üretilmiş gövdesi boya ile yatay daireler şeklinde fimislenmiş olanıdır.

Bu amforaların boyuna yakın yerlerinde ise ters S motifi kullanılmıştır. Tip-2 de yine yumurta şeklinde olan form korunmuşsa da boyun kısmı şişkinleşmeye başlar.
Yaklaşık 50 yıl üretilen bu Amforalar az sayıda üretilmişlerdir. Bu Amforaların ağızları yuvarlak değil elipstir.
     
3.FOTOĞRAF'taki Amforalar M.Ö. 500-450 yıllarında üretilen Tip-38, ile 450-430 yıllarında üretilen Tip-3C'ye aittir.
Bu tipteki Amforalar 100 yıllık bir süre içerisinde küçük farklılıklarla 3 değişik varyasyonlar göstermişlerdir.

Genel form aynı olmakla birlikte boynun şişkinliği arttırılmış ağızlar yandan bastırılarak iyice elips bir hale getirilmiştir.
Yine bu dönem Sakızlarında gövdedeki yumurta form omuzlarda daha sert ve keskin bir hale dönüştürülmüştür.
 
 


Foto 3
Mustafa Aydemir Koleksiyonu

     


Foto 4
Mustafa Aydemir Koleksiyonu

  4. FOTOĞRAF'taki Amforalar ise Tip-4 diye sınıflandırılır ve M.Ö. 430-400 yıllarında tarihlendirildi. Bu Amforalar üst bölüm hariç, alt tarafıyla Tip-3'ün devamıdır.
Üst ise tamamen farklı bir üslupla göze çarpar.
Bu Amforalar M.Ö.4 yy. Karadeniz Heraklia Amforalarıyla benzerlik gösterir.
Bu tipte, omuzlar iyici sertleşmiş ve genişlemiştir.
Gövde daha fazla aşağıya doğru üçgenleşmiş, boğazdaki şişkinliklerden tamamen vazgeçilmiştir. Boyun ve kulplar ise uzatılmıştır.
     
5.FOTOĞRAF'taki M.S. 4.yy. ilk yarısı ile M.Ö. 4. yy II. Yarısına tarihlenen 2 değişik tip Sakız Amforası ise (Tip-5) (ki güzellikleriyle beni en çok büyüleyenler bunlardır.) tamamen farklı bir şekilde karşımıza çıkarlar.

Bu Amfora formlarına ben her zaman Antikçağda soyut düşünülebilen soylu bir heykeltraşın müdahale ettiğini var saymışımdır. Bu kadar sade, bu kadar güzel, bu kadar insansı ve fonksiyonel bir form seyretmek bana hep heyecan vermiştir. Fotoğrafta gördüğünüz 164-310-498 nolu Amforalar M.Ö. 4. yy ilk yarısı üretimidir. Biz buna Tip-5A diyelim.
 


Foto 5
Mustafa Aydemir Koleksiyonu

     
Bu Amforalarda boyun ve kollar uzun, ağız dudakları hafif elips şeklindedir. Bu formunda (tip-5B diyelim) doruğa ulaştığı 91-285 envanter nolu Amforalar ise M.Ö. 4 yy 2. yarısına aittir. Bu Amforada genel hatlar aynı kalmak şartıyla boyun ve gövde biraz daha uzar.

Alt tutamak incelir ve uzayarak üçgenleşir, ağız ise elipsten çıkar tam bir daire şeklini alır. Tip 6 diye geçen, M.Ö. 1.yy tarihlenen Amforalarda ise alt gövdede üçgen formdan vazgeçilmiş aşağıya doğru yuvarlak bir kavisle daralan ve mızrak gibi ince tutamaklı farklı bir forma geçilmiştir.

Sakız Amforaları, geleneklerinin yüzyıllar boyu gelen teknik birikimleri sonucu son derece ustalıkla ve de yüksek ısı tekniğinde imal edilmişlerdir. Bundan dolayı da bu amforaların çoğu bugün elimize son derece sağlam, kondisyonları yüksek bir şekilde ulaşmışlardır.
     
     
Deniz Magazin Dergisi  Mart - Nisan 2001  Sayı:45
     
     
     
   

- Sayfa başına -